29 Nisan 2009 Çarşamba

'


Saat gittikçe yaklaşıyor.Zamanı durdurmak istediğim tek an bu saatler olurdu inan bana.Gitmeni istemiyorum çünkü.Beni bırakmanı istemiyorum.Ben aslında sensiz kalmak istemiyorum.Dakikalar geçmesin zaman dursun bir mucize olsun diye binlerce kez dua ediyorum Tanrı'ya.

Şimdi sana dokunmak istiyorum.Gitmeden son kez saatlerce yüzüne bakmak istiyorum.Eskiden olduğu gibi hep bana sarıl istiyorum.Ama bugün bütün yaşananların aksine farklı kutuplardayız ikimizde.Gözlerin bana bakmıyor bile.Kolların beni sarmıyor.Bir yanım üşüyor.Yokluğunu hissetmeye başladım bile.Gitmesen ne olur sanki...

Saate baktım tekrar.Sadece dakikalar kalmış gitmene beni bırakmana....Ama söz vermiştik ağlamamaya.Verdiğim sözü tutmaya çalışıyorum.Bir damla yaş akmadı gözümden.Peki ya sen giderken ? Sen gittikten sonra ?...

Herkes ayaklanmaya başladı.Anladım vakit geldi.Kollar birbirini sarmaya başladı.Dudaklarını, ellerini birleştirdiler gitmeden son kez olsun tek yürek oldular.Gözyaşları arttı, hıçkırıklar çoğaldı.....

Ben ağlamıyorum ama.Hala tebessüm var yüzümde.
Şimdi ellerimi tutar mısın? Nefesini son kez hissedebilir miyim ? Dudaklarını öpebilir miyim ?....

Çok geç belki de.Sadece sarıl o zaman.Son kez de olsa öp ve git.Arkana bakmadan ağlamadan ağlatmadan.... Sözümü tutmak istiyorum çünkü ben.Sende tut sakın ağlama sevgilim.Ben seni çok sevdim.

Vakit geldi - you gotta go own way -

28 Nisan 2009 Salı

'


Pencerenin önüne oturmuş seni düşünüyordum bugün.Aniden hava değişti ve birden yağmur yağmaya başladı.Gözyaşlarıma engel olamadım.İstemeden de olsa aktılar.Neden diye sorma.Hani yağmurun altında tanışmıştık ya seninle.Hep yağmurlu havalarda çıkmıştık dışarı.İlk defa yağmurun altında öpmüştün beni dudaklarımdan.Nasılda mutlu olmuştuk.Yağmurda kimse sokağa çıkmazken biz inadına içeriye girmezdik.Bisiklete de binerdik yağmurda.Hoşumuza giderdi tekerin arkamaıza su atması.Üşümezdim de ben hiç.Çünkü sen vardın yanımda...
Herkes için sıradan olan o yağmur bizim aşkımız, sevgimiz sen ve ben olmuştu..

Bunları hatırlayınca dışarıya çıktım hemen.Seni bekledim yağmurun altında umutsuzca sırılsıklam gözyaşlarıyla....
Hani sen demiştin ya :
' Biz ayrı olsakta yağmur kalplerimizi birleştirir.Farkında olmasakta seni bana beni de sana getirir' demiştin.
Ben seni bekledim ama sen gelmedin.Bu sefer yağmur seni bana getirmedi,kalplerimizi birleştirmedi.Yağmur artık unuttu bizi... - Ama belki de beni sana getirdi -

Norah Jones-Rain.

'

Bugün birisini çok özlüyorum.Ama kimi özlediğimi bilmiyorum.Hatta özlediğim kişiyi çok seviyorum.Ağladığım geceler bile oluyor bazen.Herkes birin düşünüp ağlar bense yapmak istediğim şeyleri sevdiğim insanla hayal edip ağlıyorum-sevdiğim bile henüz yokken.-
Adını koyamıyorum bu duygunun.Bazen çok çocuksu buluyorum kendimi.Neden ağlıyorum ? Kimi özlüyorum? Neden özlüyorum ? Özlediğim ve sevdiğim insan kim?... İnan bu soruların cevabını bilmiyorum.Sadece son günlerde bunları yaşıyorum.Çok iyi de yazamıyorum zaten duygularımı tam olarak aktaramıyorum, sadece rahatlamak için yazmaya ihtiyaç duyuyorum desem yeridir.Şu an yazdığım yazıyı da planlamadım zaten.Sadece söylemek istedim bu karmaşık duyguları yaşadığımı.
Neyse ne demiştim : Birini sevip özlüyor hatta onun için ağlıyordum.-hayal ürünü bir sevgili-
Aklıma başka bir şey gelmiyor.Umarım bu duygu bir an önce geçer yada bir sevdiğim olur.

27 Nisan 2009 Pazartesi

'

Şu müzik listesini büyük bir zevkle yapmıştım hem de anlayana kadar canım çıkmıştı- ingilizceydi çünkü.Düşümdüm de bu listeyi sürekli yenilemek lazım her hafta sevdiğim müziklerle değiştirmek gerekli diye düşündüm.Yoksa ben böyle çok sıkılırım.Ama dedim ya ingilizce anlamam çok zaman alır kesinlikle :) Kaldırdım baktım ki böyle sade daha çok hoşuma gitti.Böyle kalsın bir süre.Canım sıkılırsa tekrar koyarım .

'

Bu aralar çok müzik dinliyorum.Müziksiz yaşayamaz, uyuyamaz hale geldim.Tamam eskiden de çok severdim ama şimdi daha da fazla seviyorum.Ablam soğolsun müzik listemi kabarttı iyice :)
Tabi bir de filmler var.Onlara çok zaman ayıramasam da yavaş yavaş izlemeye çalışıyorum.
Ama bende şunu isterdim: Sabaha kadar uyumamak istediğim sevdiğim bütün işleri yapmak ve tabiki bir yandan da müzik ..

'

Bir çok şey yazmak istiyorum aslında ama bir türlü beceremiyorum son günlerde.Havalardandır belki dedim baktım ki hava bundan sonra hep sıcak olacak.Eğer havalardansa vay halime :)
Fotoğraf makinamda yok.Annem esir olarak aldı.Neye karşılık elinde tuttuğunu bilmiyorum.Bunun için bir an önce okullar kapansın istiyorum.Rahat, huzur, mutluluk, bol bol müzik, film,fotoğraflar, deniz.... ohhh yazarken bile hayali gözümün önüne geliyor.Ha bir de ablam var.O da uğrarmış bir ara ne güzel :) Umarım bu tatil benim için çok iyi geçer.

23 Nisan 2009 Perşembe

'

Boş gözlerle bakıyorum etrafa.Hiç bir şey düşünemiyorum.Okuduğumu anlayamıyorum.En sevdiğim şarkı bile etkilemiyor bugün beni.Beni mutsuz yapan bir şey var üzerimde adını koyamadığım.Bana söylenen hiç bir şeyi duymuyorum. Sevdiğim adamı özlüyorum.
Havada kapalı zaten.Ruhum biraz daha daraldı.Yağmur dinlmeli bir anda.Güneş çıkmalı aniden.Gökkuşağı da oluşmalı.Başımı gökyüzüne kaldırıp rahatlamalıyım.Yüzüm gülmeli artık.
Ama dedim ya sevdiğim adamı özlüyorum ben.O gelirse tekrar doğar güneşim.Huzur dolar içime. -Gökkuşağım olur benim..

'

Dışarda aralıksız yağmur yağıyor.Pencerenin kenarına oturup aklıma gelen herşeyi düşünüyorum.Sevdiğim adam aramıyor artık beni.Her günümüz güzel geçerken suskunluk oldu bir anda.Yoksa artık sevmiyor mu beni eskisi gibi ?..

21 Nisan 2009 Salı

'

Artık beni de canı gibi seven bir sevdiğim olsun istiyorum!..

Almost Lover..

Your fingertips across my skin
(Parmak uçların tenimi aşıyor)
The palm trees swaying in the wind
( Palmiyeler rüzgarda salınıyor )
Images
( Resimler )
You sang me Spanish lullabies
( İspanyolca bir ninni söylüyorsun bana )
The sweetest sadness in your eyes
( Gözlerinde en tatlı hüzünle )
Clever trick
( İyi numara )
Well, I never want to see you unhappy
( Seni bir daha asla mutsuz görmek istemiyorum )
I thought you'd want the same for me
( Kanımca sende benim için aynısını düşünürsün )

[Chorus]

Goodbye, my almost lover
( Hoşça kal benim sevgilim sandığım )
Goodbye, my hopeless dream
( Hoşça kal benim umutsuz rüyam )
I'm trying not to think about you
( Çabalıyorum senin hakkında düşünmemek için )
Can't you just let me be?
( Sadece benimle olamaz mıydın? )
So long, my luckless romance
( Çok geç, benim şanssız romantizmim )
My back is turned on you
( Sırtım sana döndü artık )
Should've known you'd bring me heartache
( Farkındayız bana bahşettiğin kalp acısının )
Almost lovers always do
( Sevgilim sandıklarım hep böyledir )
We walked along a crowded street
( Kalabalık cadde boyunca yürüdük )
You took my hand and danced with me
( Ellerimi tutup benimle dans etmiştin )
Images
( Resimler )
And when you left, you kissed my lips
( Ve dudağıma bir öpücük kondurup gittiğinde )
You told me you would never, never forget
( Bana demiştin asla, asla unutamayacağını )
These images
( Bu resimleri
No
( Hayır )
Well, I'd never want to see you unhappy
( Seni bir daha asla mutsuz görmek istemiyorum )
I thought you'd want the same for me
( Kanımca sende benim için aynısını düşünürsün )

[Chorus]

Goodbye, my almost lover
( Hoşça kal benim sevgilim sandığım )

Goodbye, my hopeless dream
( Hoşça kal benim umutsuz rüyam )
I'm trying not to think about you
( Çabalıyorum senin hakkında düşünmemek için )
Can't you just let me be?
( Sadece benimle olamaz mıydın? )
So long, my luckless romance
( Çok geç, benim şanssız romantizmim )
My back is turned on you
( Sırtım sana döndü artık )
Should've known you'd bring me heartache
( Farkındayız bana bahşettiğin kalp acısının )
Almost lovers always do
( Sevgilim sandıklarım hep böyledir )
I cannot go to the ocean
( Okyanusa gidemem )
I cannot drive the streets at night
( Gece caddeler boyu süremem arabamı )
I cannot wake up in the morning
( Sabah olunca kalkamam )
Without you on my mind
( Düşüncelerimde yoksan )
So you're gone and I'm haunted
( Fakat sen gittin ve ben lanetlendim )
And I bet you are just fine
( Ve bahse girerim senin iyi olduğuna )
Did I make it that
( Ben bunu yapar mıydım )
Easy to walk right in and out
( Böyle kolayca girip çıkabilir miydim )
Of my life?
( hayatımdan )

[Chorus]

Goodbye, my almost lover
( Hoşça kal benim sevgilim sandığım.)
Goodbye, my hopeless dream
( Hoşça kal benim umutsuz rüyam )
I'm trying not to think about you
( Çabalıyorum senin hakkında düşünmemek için )
Can't you just let me be?
( Sadece benimle olamazmıydın? )
So long, my luckless romance
( Çok geç, benim şanssız romantizmim )
My back is turned on you
( Sırtım sana döndü artık )
Should've known you'd bring me heartache
( Farkındayız bana bahşettiğin kalp acısının )
Almost lovers always do
( Sevgilim sandıklarım hep böyledir )

3 Nisan 2009 Cuma

'

Bazen hatırlıyorum da: eskiden okullar kapandı diye çok sevinirdim çünkü : tatile girerdik ama nedense tatilde de hiç bişey yapmazdım.Boş boş geçerdi günlerim.

Ama şimdi öyle değil değişmişim ben fark ettim bunu.Bi sanat aşkı oldu içimde şimdiden hazır tatilde yapıcaklarım.Boş günüm kalmıcak bu şekilde giderse.Seviyorum ama günlerimin dolu dolu geçmesini sevdiğim işlerle uğraşmayı vakit geçirmeyi...

Hadi yaz gel artık bekliyorum!!...

1 Nisan 2009 Çarşamba

Belkide: Sadece Bir Rüyaydı.

Sadece o günün hiç bitmemesini istemiştim.
Her şeyden ümidimi kestiğim bir anda çıkmıştı karşıma.

O gün hava çok soğuktu.Titreyen bedenime rağmen dışarıya çıkmak istemiştim.Sokakta üstü karla kaplı arabalar ve ağaçlardan başka bir şey yoktu.Her şeyden bunaldığım için mi, karın güzelliğine hayran kaldığım için mi, yoksa farklı bi arayış içinde olduğum için mi bu soğukta dışarı çıktığımdan tam olarak emin değildim.Boş boş gözlerle bakıyormuş gibi yürüsem de nedenini bilmediğim bi arayış vardı gözlerimde.Sanki aradığım şeyin burada olduğuna emindim-tabi ne aradığımı biliyor olsaydım-

Neredeyse 15 dk hiç durmadan yürüdüm.Karın kaplamadığı tek bir yer vardı.O da koca çınar ağacının altında kalan banktı.Hiç tereddüt etmeden gidip oturdum.Sokakta kimsenin olmadığını düşünerek bir süre bağıra bağıra şarkı söyledim.Ama sesim soğukta cılızlaşıp kısılmaya başlayınca susmak zorunda kalmıştım.Şarkı bittikten sonra elimde olmadan gözlerimden yaşlar damlamaya başladı.Neden ağladığımı bilmiyordum.Ama bir an önce değişik bir şeylerin olmasını ve şu an ki durumumdan kurtulmak istiyordum.

Gözlerimi kapatıp arkama yaslandım.Hiç konuşmadan, hiç bi rşey düşünmeden..Gözlerimi açtığımda bankta değil de kapkara bi odada olduğumu fark ettim.Hiç korkmamıştım aslında sadece neden burada olduğumu merak ediyordum.Belki de bi rüyaydı.Sadece bundan sonra olacakları bekliyordum.

Sonra hafifçe kapı aralandı ve içeriye beyaz bi ışık sızdı.Kapıyı açan bir adamdı.Gittikçe yaklaşıyordu.Hala korkmuyordum sadece merak ediyordum.Elini tutmam için bana doğru uzandı.Yüzünde hiç bir ifade yoktu.Neden bilmiyorum ama elini tuttum ve oturduğum yerden kalktım.Kapıya doğru yürümeye başladık.Yürürken elimi sıkıca tuttu ve hiç bırakmadı.Koridorun sonunda ki odaya gelmiştik.Kapıyı yavaşça açmaya başladı.Kapı aralandığı andan itibaren içerden ferahlatıcı bi aydınlık ve mis gibi bi koku üzerimize doğru geldi.İçeriye doğru çekti beni.Hayranlıkla bakıyordum etrafa.Çünkü odanın her tarafı beyazlarla kaplıydı.Kapının karşısında boydan boya bir pencere vardı ve baktığımda karlarla kaplı geniş bi alandan başka tek bir şey bile yoktu.Sağ tarafta iki tane beyaz tekli koltuk vardı.Ve tam karşısındabeyaz bir piyano vardı.Odada piyano ve koltuklardan başka hiç bir şey yoktu ama bi o kadar huzur verici ve hoştu.Kapıyı kapattı ve yüzümü ellerinin arasına alarak dudağıma kısa bir öpücük kondurdu.Hiç bir tepki göstermedim.Onunda yüzünde herhangi bir ifade olmadı.Sonra bana eliyle koltuklardan birini işaret ederek oturmamı istedi.Gösterdiği koltuğa oturdum ve o da piyanonun başına doğru ilerledi.İsmini bile bilmediğim hatta daha önce yüzünü bile görmediğim bi adamdan hiç korkmamış ve beni öpmesine izin vermiştim.Hatta onun yanında kendimi güvende hissettiğimi bile söyleyebilirim.Odaya girdiğimizden itibaren hiç bir şey düşünmüyordum, düşünemiyordum ya da düşünmek istemiyordum.Aslında aklıma hiç bir şey gelmiyordu.
Yönümü ona doğru çevirdim.Piyanonun başına oturmuş ve kendi kendine birşeyler mırıldanıyordu.

Ve sonra bana dönüp:
'Piyano sesini sever misin?' dedi.

Aslında en sevdiğim seslerden birisiydi.Hep bi ilgim vardı piyanoya karşı ve bi gün bi adamın sadece bana piyano çalmasını istemiştim.Belki bu an o andı.Ama daha adamı tanımıyordum.Kafamı sallayarak:
'Evet' dedim.

Ellerini yavaş yavaş piyanonun tuşlarının üzerinde gezdirmeye başladı.O kadar güzel çalıyordu ki kendimi başka dünyada gibi hissettim.Onu dinlemekten kendimi alamıyordum.Sanırım yarım saat kadar çaldı ve bende hayranlıkla dinledim.Ellerini piyanodan çekti ve ayağa kalktı.Yanıma geldi ve elini tekrar bana uzattı.Hiç tereddütsüz yine kabul ettim ve ayağa kalktım.Kapıya doğru yürüdük ve dışarı çıktık.Oda o kadar ferahtı ki dışarısı çok bunaltıcı ve sıkıcı geliyordu.Elimi tuttu ve pencereden görünen karla kaplı büyük arazide yürümeye başladık.Sonunu göremiyordum tıpkı deniz gibi nerede bittiğini bilmiyordum.Şimdiye kadar tek bir soru sormuştu sadece.İsmini sormak istedim ama cevap vermeme ihtimali çok yüksekti o yüzden vazgeçtim.Ben birkaç dakikada bir yüzüne baktıkça o bir kez olsun yüzünü bana çevirmedi.
Epey yol almıştık ve bu geniş arazinin hala sonuna gelmemiştik.Bir anda durdu ve elimi sıktı.Bende durmak zorunda kalmıştım.Bana döndü ve ilk defa gözlerime böyle uzun ve hiç ayırmadan baktı.Daha önce hiç görmediğim bi göz rengi vardı.İlk baktığımda en dışı yeşil ve içi maviydi şimdi ise büsbütün maviydi gözleri.Elimi bıraktı ve belimi kavradı.Hiç bir şey söylemden bana doğru eğildi ve buz gibi dudaklarıyla bi o kadar sıcak ve uzunca öptü.Kendimi çekmemiştim aksine hoşuma gidiyordu.Beni, kendine doğru çekti ve beni öpmeyi bıraktı.Sadece elleriyle yüzümü ve saçlarımı okşuyordu.

Bi süre sonra benden uzakta olduğunu fark ettim ama benden uzaklaştığını hatırlamıyordum ya da fark etmemiştim.Bu sefer elimi tutup yanından götürmemişti.Benden uzakta ve sırtı bana dönüktü.

'Buraya nasıl geldim' diye sordum.Bi süre bekledi ve hiç konuşmadı.Sonra:
'Belki de sadece bir rüya dedi'.Sesi o kadar tatlı ve huzur vericiydi ki tekrar soru sormak istememiştim.Bana döndü ve:
' Bu anları hiç unutma ama bundan sonrada hiç varolmamışım gibi hayatına devam et' dedi.

Söylediklerini düşündüm bi süre çok saçmaydı böyle güzel anları ve bu anı bana yaşatan insanı nasıl unutabilirim ki?İstemeden ağlamaya başladım.Başımı öne eğdim ve gözyaşlarımı sildim.Başımı kaldırdığımda karşımdaydı ve tekrar bana doğru eğildi.Sımsıkı sarıldı ve sıcak nefesini boynumda hissettim.Bi süre öyle kaldık.Sonra elleriyle yüzümü okşadı ve dudağıma sade ve küçük bir öpücük kondurdu.Ellerini benden çekmişti.Sarılmak istedim ama benden uzaklaştı.Hala ağlıyordum.Onları silmek için başımı eğdiğimde beni bırakıp gideceğini hiç düşünmemiştim.Başımı kaldırdığımda benden metrelerce uzaktaydı ve hızla ilerliyordu.

'Hey' diye seslendim ve arkasına dönüp:

' Sen yaşanmaya değersin ' dedi.

O hızla ilerlerken piyanolu odadan onun çaldığı melodiyi duyuyordum.Ama kimin çaldığını bilmiyordum.Kafamı gittiği yere doğru çevirdiğimde artık onu göremiyordum.
Söylediği sözler hala kulağımda çınlıyordu.

'Sen yaşanmaya değersin
''Belki de bu bir rüyadır'.

Peki bu bir rüyaysa neden bankta değil de karla kaplı arazide onun arkasından ağlıyorum???....


.